SON DAKİKA

2019 En Moda Abiye Modelleri

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Fransa’daki olaylar Türkiye’ye sıçrar mı?

Abdullah Ağar Fransa’da yaşanan olayların arka planını ve neler olduğunu, Türkiye’ye de yaşanıp yaşanmayacağına dair önemli tespitleri Haber7.com’a değerlendirdi.

Bu haber 11/12/2018 - 01:35 'de eklendi ve 7 kez görüntülendi.

Serkan Üstüner – Haber7.com / Özel Haber

 

 

Fransa’da başlayan toplumsal ayaklanma bazı Avrupa ülkelerinde de sıçradı. Daha önce 2013’te Gezi ayaklanmasında Türkiye’de yapılmak istenen tezgahın yeniden planlanmak istendiği konuşulmaya başlandı. FOX TV’de Fatih Portakal dün canlı yayında “sokağa inin” çağrısı yaptı. Güvenlik ve strateji uzmanı Abdullah Ağar Fransa’da yaşanan olayları ve Türkiye’de de olup olmayacağına dair Haber7.com’a çok özel açıklamalarda bulundu.

FRANSA’DA KÜRESEL BARONLARA KARŞI ÇIKANLAR ONLARA MI HİZMET EDİYOR?

 

 

Fransa’da başlayan ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerine sıçrayan hatta Irak’ta baş gösteren toplumsal gösteriler dünyada yaşanan küresel değişimin bir parçası. Bunun Fransa ayağı nasıl kendini gösterdi? Şimdi dikkat çekici bir tarafı var. Avrupa ordusu kurulma fikrinin ortaya çıkması ve burada Fransa’nın Macro’nun bir şekilde taraf olması ve irade üretmesi Rusya’yla işbirliği yapmak istemesi açıkçası Trump’ı çok öfkelendirdi.

Hatta Trump şöyle bir cümle kurdu “Biz yetişmeseydik Almanca konuşuyor olurdunuz” Şimdi bundan sonra Fransa’da olayların baş gösterdiğini gördük. Olayların ekonomik, sosyal ve psikolojik durumları var. Fransa’da küresel baronların sosyal devleti bozmak istemesinden toplum inanılmaz derecede rahatsız. Şimdi ortaya çıkan bu fiili durumu Fransız toplumunu kullanarak, bir ayaklanma, ayaklanma öncesi bir evre başlattığını görüyoruz. Şimdi bunu iyi okumak gerekiyor. Finansal baronların sosyal devleti yok etmesi, sosyal devleti yok etmesinden rahatsız olanların yine finansal baronların hedef ve menfaatlerine yönelik şekilde bir refleks ortaya koyma meselesi var. Bu çok önemli.

FRANSIZ GLADYOSU İŞBAŞINDA

Adam gösteri yapıyor ama göstericilerin sözcüsü yok. Bu tür toplumsal olaylar için çok şüpheli bir durum. Bu işi kim yaptırıyor? Acaba 2. Dünya Savaşı’ndan sonra şekillenen Fransa’daki Fransız gladyosu mu yaptırıyor bu işi? Bu cümleyi kurarken  göstericilerin sözcüsü olarak çıkan tipler var adamlar diyor ki “ Macron gitsin, emekli genelkurmay başkanı gelsin.” Ne alakası var? Burada şu var: Oluşan sosyolojik, psikolojik, ekonomik travmalar bazı iradeler tarafından istismar edilebilir. Bu istismarın dozajı istismar edenin kuvvetine ve toplumun bu konuda üretmiş olduğu hassasiyetlere, zafiyetlere bağlı.

BÖYLE BİR OLUŞUM TÜRKİYE’DE DE OLABİLİR

Böyle bir oluşum Türkiye’de de olabilir. Burada da denenebilir. Bu yüzden Türkiye’de iç cephenin sağlam tutulması yani vatansever olanların bir arada olması ülkenin geleceği açısından çok değer taşıyor. Bu noktada ülkeyi idare eden karar vericilerin de  siyasi görüşleri, yaşam tarzları ne kadar farklı olursa olsun vatansever orijinli herkese sahip çıkması gerekir. Yoksa bunları onların kucağına iterse açıkçası onları kaptırırsın ve onları kullanırlar.

VATANSEVERLERİ AYNI CEPHEDE TUTMAK ŞART

Seçimler her zaman kendine özgü hassasiyetler üretir. Partiler arasındaki rekabet toplumsal katmanlarda farklı reaksiyonlara sebebiyet verebilir. Bunu özellikle terör örgütleri bunu çok iyi bildikleri için kendi alanlarında etki üretmeye çalışır. PKK ve türevi olan örgütler bunu zaten yaptı.

Türkiye’de birtakım bölücü ve yıkıcı akımlar üzerinden bazı toplumsal hareketler ve ayrılıklar üretilebilir. Bir diğer tarafta siyasi işbirlikleri ve siyasi ayrılıklar üretilebilir. PKK ne yaptı? Eylem sistematiğini çeşitlilik üretmeye çalıştı. Türkiye’de ekonomik kırılganlıklar üretilmeye çalışıldı. Bunla beraber PKK ve siyasi uzantılar Türkiye’de  milli hassasiyeti olan yapılarla işbirliği üretmeye çalıştı.

Bu tür şeylerle karşı karşıya kalabilirsiniz. Sosyal medyanın, siyasetin, ekonominin toplumun kullanılmaya çalışıldığı bir çağda yaşıyoruz. Burada önemli olan onların size karşı kullanmak istediği silahları onların elinden almaktır asıl mesele. Herkes dindar değil, herkes muhafazakar değil, herkes milliyetçi değil, herkes Atatürkçü – laik değil. Herkes liberal değil. Ama herkes kendi dünya görüşü çerçevesinde vatanseverler. Şimdi bu vatanseverleri birbirinden koparmamak lazım. Ülkeyi yöneten iradenin devlet aklıyla bu insanları başkasına kaptırmaması lazım

Kaynak: HABER7.COM

Facebook Comments
www.doganbeynakliyat.com
İlkay Gümüş
İlkay Gümüşilkay.gumus@1milyonhaber.com